Oksijeni
ve besin maddeleri yeterli bir fetus, kendisinin organları da iyi
çalışıyorsa gebelik haftasına uygun gelişim gösterir, gebelik ilerledikçe
kilo almaya devam eder. Oksijeni yeterli olduğundan enerji kaynaklarını en
verimli bir şekilde kullanır. Sindirim sisteminden yutulan, deri ve
akciğerlerden emilen sıvı kana geçer, böbreklerden idrar yoluyla atılır ve
amnios sıvısı miktarı belli sınırlarda tutulur.
-sağlıklı fetusun rengi, kandaki yeterli oksijen sayesinde pembedir-
Sağlıklı fetus gün boyunca uyanıklık ve uyku dönemleri geçirir. Uykuda çok
fazla hareket etmezken uyanıkken çeşitli hareketler yapar. Vücudu gevşek
değil gergin bir tonustadır. Sağlıklı fetus dış dünyadaki yaşama hazırlık
olarak belli aralıklarla solunum hareketleri yapar. Kalp atım hızı belirli
bir sınır içinde seyreder, atım hızı saniyeler içinde değişerek
dalgalanmalar gösterir. Dış uyaranlarla (kuvvetli bir ses, elle uyarı gibi)
ya da kendi yaptığı hareketlerle kalp atım hızında geçici akselerasyonlar
(yükselmeler), nadiren de hafif çökmeler meydana gelir.
-sağlıksız
fetusun rengi, kandaki oksijenin yetersiz olması nedeniyle giderek koyulaşır
ve ileri durumlarda yandaki gibi mor hale gelebilir-
Sağlıksız fetusta ise mekanizma farklı işler: Anneden yeterince oksijen
gelmemesi (uteroplasental ünitenin yetersiz çalışması) ya da bebeğin
kendisindeki çeşitli hastalıklar nedeniyle aldığı oksijen ve diğer maddeleri
organlarına ihtiyaç oranında dağıtamaması durumunda (bebekte anemi
(kansızlık), kalp ritm bozuklukları, kordonun boyna sıkı şekilde dolanması
ya da düğümlenmesi, bazı enfeksiyonlar, yapısal ve genetik kusurlar gibi)
kan dolaşımındaki oksijen miktarı azalır. Bu hipoksi bebekte algılanır
algılanmaz hasarı engellemek için bazı koruyucu mekanizmalar devreye girmeye
başlar:
Bebeğin oksijensizliğe en duyarlı olan yaşamsal organları olan beyin, kalp
ve adrenal bezlerine daha fazla oksijen götürebilmek için damarlar kanın
büyük kısmını bu organlara yönlendirir. Bu aşamada böbreğe daha az kan
gittiğinden bebek daha az idrar yapmaya başlar ve bu durum uzun süre devam
ettiğinde amnios sıvısı azalarak oligohidramnios gelişebilir. Yine bebek var
olan az miktarda oksijeni verimli kullanmak için büyük enerji harcayan
işlerden kaçınır: Solunum hareketlerini yapmaz hale gelir. Bebek hareketleri
azalır ve bu durum anne adayı tarafından hissedilir. Bebeğin vücudu daha
gevşek hale gelir. Hipoksi uzun süre devam ettiğinde bebekte anaerobik
metabolizma başlar. Anaerob metabolizma sürdükçe dokularda pH giderek düşer.
ve asidoz gelişir. Hipoksiyle başlayan asidoz oluşumuyla devam eden ve
asfiksiyle zirveye ulaşan bu değişiklikler esnasında kalp atım hızında da
önemli değişiklikler meydana gelir. Olayın şiddetine bağlı olarak ilk önce
akselerasyonlar (kalp atım hızındaki yükselmeler) kaybolur. Daha sonra atım
hızının dalgalalı seyri yani değişkenliği azalır ve ağır durumlarda atım
hızı sabit bir hızda adeta dümdüz bir çizgi şeklinde seyreder. Olayın
meydana gelme nedenine bağlı olarak atım hızında çeşitli çökmeler meydana
gelebilir.