|
 |
Cinsel yaşam, herkes için büyük önem taşır. Yaşamımızın her alanında olduğu
gibi, cinsel yaşamımızda da zaman zaman sorunlarla karşılaşırız. Günlük
yaşamımızda karşılaştığımız sorunları, aile bireyleriyle, arkadaşlarımızla
paylaşabilir, destek ve yardım alabiliriz. Önemli bir sağlık sorunumuz
olduğunda, tanıdığımız ya da yakınlarımızın önerdiği bir doktora başvururuz.
Oysa cinsel sorunlarımızı hiç kimseyle paylaşamaz ve nasıl
çözümleyebileceğimizi de bilemeyiz.
Konuşulmadığı için, bu sorunların sadece bizim başımıza gelen bir felaket
olduğunu düşünür, uzun süre kendiliğinden çözümlenmesini bekleriz.
Profesyonel yardım almaya karar verdiğimizde ise, nereye ve kime
başvuracağımızı bilemez, kapı kapı dolaşıp zaman ve para kaybına
uğrayabiliriz.
Cinsel sorunlar çok yaygın ve çok çeşitlidir. Bunların ayrıntılı olarak
tanımlanmış bir bölümüne, cinsel işlev bozukluğu diyoruz. Son 30 yıldır,
cinsel işlev bozuklukları için çeşitli tedavi programları geliştirilmiştir.
Cinsel işlev bozukluğunun tipine göre değişik olmakla birlikte, cinsel
tedavilerin başarı oranları çok yüksektir. Yıllarca süren bir bozukluk,
doğru tedavi ile, birkaç ay gibi kısa bir sürede düzelebilmektedir.
Erken boşalma ve vajinismus gibi bazı cinsel işlev bozukluklarının düzelme
oranları %90´ın üzerindedir. Cinsel istek bozuklukları, erkeklerin sertleşme
bozuklukları, kadınların uyarılma ve orgazm bozuklukları daha uzun sürede
düzelir. Sabit bir cinsel eşi olan bireylerde, çift tedaviye birlikte alınır
ve düzelme şansı daha yüksektir.
Cinsel tedavi, ilk görüşmede, durumun tam bir değerlendirmesi ile başlar.
Terapist, önce her iki eşle ayrı ayrı görüşür. Bu görüşmelerde, geçmiş
cinsel yaşam özellikleri, mastürbasyon, eşli cinsel etkinlikler, ilk cinsel
birleşme deneyimi, sürekli cinsel ilişkiler, kişinin yaşam boyu cinsel
yanıtları açısından incelenir. Bireylerin genel sağlık durumu, geçirilmiş
veya sürekli hastalıkları, kullandığı madde ve/veya ilaçlar sorgulanır.
Sonra, cinsel sorunun ne zaman ve ne şekilde başladığı, nasıl değişiklikler
gösterdiği, o güne kadar olan tedavi girişimleri ve bunların sonuçları
incelenir.
Cinsel işlev bozukluğunun bedensel bir nedene bağlı olarak ortaya
çıkabileceği düşünülürse, gerekli tetkik ve uzman muayeneleri istenir.
Eşlerin her birinin cinsel sorunu nasıl gördüğü, bu sorunun çiftin
ilişkisine etkileri değerlendirilir. İlişkilerinde belirgin çatışma alanları
olan çiftler için, cinsel tedaviden önce veya aynı zamanda eş tedavisi
gerekebilir. Çocuk istemeyen çiftlerde, bir kadın hastalıkları uzmanı
yardımıyla, uygun bir doğum kontrol yöntemine başlanır.
Çiftin cinsel yaşamı ve sorunları öğrenildikten sonra, her iki eşin cinsel
yanıtlarındaki bozukluklar belirlenir. Sorun oluşturan cinsel işlev
bozukluğunun ne olduğuna karar verilir, cinsel işlevin ve bozuklukların
fizyolojisi çifte anlatılır. Tedavinin hedefleri terapist ve çiftin
işbirliği ile belirlenir. Terapist, uygulamayı düşündüğü cinsel tedavinin
özelliklerini, tedavi aşamalarını, beklediği sonuçları çifte anlatır.
Terapist, cinsel işlev bozukluğunun tipine ve şiddetine göre, çiftin özel
durumunu da göz önüne alarak, tedavinin ne kadar süreceği ve bu sürede kaç
görüşme yapılacağı hakkındaki görüşünü de açıklar.
Cinsel tedavi süreci, çiftin cinsel yaşamında özel ve yapay bir dönemdir.
Her bireyin, her çiftin cinsel yaşamı sadece kendisini ilgilendirir, normal
koşullarda kimseyle paylaşılması da gerekmez. Ama cinsel tedavide,
terapistin cinsel yaşamın tüm ayrıntılarını öğrenmesi ve cinsel yanıtlarda
istenen değişiklikleri sağlamak için farklı cinsel davranışlar önermesi
gerekebilir.
Cinsel tedaviler, cinsel birleşme olmayan yeni evliler, gebe vajinismuslar
gibi bazı özel durumlar dışında, acil değildir. Çiftin genel yaşamının uygun
olduğu, cinsel yaşamlarına odaklanabilecekleri herhangi bir zamanda
yapılabilir.
Cinsel tedavide, değişimi başlatan ve yeni cinsel becerileri öğreten
terapist olmakla beraber, çiftin sorumluluğu büyüktür. Düzelmeyi sağlayan,
terapistin yol göstermesiyle, eşlerin motivasyon ve çabasıdır. Cinsel tedavi
sürecinin başlangıcında, çiftten bu dönemde cinsel yaşamlarına özel bir önem
vermeleri ve yaşamlarının diğer bölümlerini buna göre ayarlamaları istenir.
Tedavi süresince, eşlerin birbirinden ayrı kalmasını gerektirecek 1-2 günden
uzun seyahatleri olmamalıdır. Evde, özellikle eşlerden birinin aile
bireylerinin uzun süreli, yatılı misafirliği planlanmamalıdır. Çift evi
zorunlu olarak aile bireyleriyle paylaşıyorsa, bu kişilerin uzun süreli
seyahatleri düşünülmeli, diğer aile bireylerinin bu konuda olası yardımları
tartışılmalıdır. Çiftin yatak odasını sürekli veya kısmen paylaşan çocukları
varsa, önce çocuğun kendi odasında yatma eğitimi tamamlanmalıdır.
Bunların hepsinin amacı, çifte cinsel yaşamlarında tam bir rahatlık
sağlamaktır. Bazen çiftin banyoya yakın bir odaya taşınması ya da gıcırdayan
bir yatağın değiştirilmesi gibi çok basit ev içi düzenlemeler yararlı olur.
Eşlere bu dönemde birbirlerine özen göstermeleri, birbirlerinin hoşuna
gidecek özel durumlar ayarlamaları da önerilir. Geçmiş ilişkilerindeki
sorunlar ne olursa olsun, cinsel tedavi, genel ve duygusal ilişkilerinde de
yeni bir dönem açmak için bir fırsattır.
Cinsel tedavi, çoğu zaman gecikmiş bir cinsellik eğitimidir. Cinsel işlev
bozukluklarının çoğunun ardında bireyin/çiftin cinsellik konusundaki bilgi
eksikliği ve yanlış cinsel inanışları yatmaktadır. Yanlış cinsel bilgilerin
düzeltilip, doğru bilgilerin verilmesine ilk değerlendirme görüşmesinden
itibaren başlanır. Hemen her çifte, başlangıç oturumlarında, kadın ve erkek
cinsel organlarının yapısı ve işleyişi, cinsel yanıtların fizyolojisi
anlatılır. Çiftin tedavinin mantığını anlayabilmesi için, önce cinsel işlev
bozukluğunun işleyişini anlaması sağlanmalıdır.
Tedavi oturumlarında, eşlerin hem geçmiş cinsel yaşamlarındaki hatalı
davranışlarını, hem de genel ve cinsel iletişimlerindeki aksaklıkları
görmeleri sağlanır. Cinsel terapilerin başlangıcında, genellikle cinsel
birleşme yasaklanır. Cinselliği bir merdiven gibi düşünürsek, basamaklar
birer birer çıkılacaktır ve cinsel birleşme son basamaklardadır. Cinsel
ilişkiyi, birleşmeden ibaret gören yanlış inanış çok yaygındır ve birçok
cinsel soruna yol açmaktadır. Çifte yerleşik sevişme alışkanlıklarını
değiştirmeye yönelik cinsel ödevler verilir. Bu ödevleri yapmadan önce,
eşlerin yıkanmaları, tamamen çıplak olmaları, üstlerine bir şey örtmemeleri
ve odada birbirlerini görmelerine yetecek bir ışık olması istenir.
Genellikle cinsel ödevler, eşlerin öğretilen şekilde, sırayla birbirlerini
okşaması ile başlar, bu sırada cinsel yanıtlarla ilgilenmemeleri, dokunmanın
cinsel hazzını yaşamaları istenir. Böylece, kendilerinin ve cinsel eşlerinin
bedenini farklı bir şekilde keşfetmeleri amaçlanır.
Bu çalışmada, cinsel birleşme hedefi olmadığı için, cinsel yanıt oluşturma
kaygıları da azalacaktır. Bu sıralı okşama çalışması, çıplaklık gibi çeşitli
kaçınmaları azaltmaya ve sevişmeye katılımı düşük olan kadınların
etkinliğini arttırmaya da yardım eder.
Sevişme süreleri ve cinsel davranış çeşitliliği yeterli olan çiftlerde,
okşama çalışması gerekli olmayabilir. Erken boşalma ve Vajinismus
vakalarında, okşama çalışması sık kullanılmaz. Her cinsel işlev bozukluğu
için, ayrı cinsel beceri geliştirme teknikleri vardır. Bunların hangisinin,
kime, ne zaman, ne şekilde ve ne süreyle uygulanacağına, terapist duruma
göre karar verir.
Genellikle cinsel beceri geliştirme teknikleri, basitten karmaşığa doğru
hiyerarşik bir sıra izleyerek uygulanır. Hemen bütün cinsel ödevler, basit
bakma ve dokunma çalışmaları ile başlar, adım adım cinsel birleşmeye kadar
ilerler. Terapi oturumlarında, cinsel ödev uygulamaları tartışılır, hatalı
davranışlar düzeltilir, zorlukların çözüm yolları üretilir, eşlerin her
konuda duygularını paylaşmaları özendirilir. Kendilerini içtenlikle ifade
etmeleri desteklenir, birbirlerini dinleyip, gerçekten anlamalarına yardım
edilir. Böylece sağlıklı bir iletişim kurulmaya çalışılır. Cinsel ilişki,
iki insan arasında özel bir iletişim biçimidir. Aynı zamanda,çiftin genel
iletişiminin de bir parçasıdır. Bu nedenle, cinsel tedavinin odağı, cinsel
yaşam olmakla beraber, çiftin genel iletişimine de olumlu katkıları olur.
Cinsel tedavi sürecinde, çift birlikte bir sorun çözümleme deneyimi
yaşamıştır. Paylaşılan bu olumlu deneyim, gelecekte karşılaşılacak sorunları
da çözümleyebilecekleri güvenini yaratır ve eşleri birbirine yakınlaştırır.
Cerrahi tedaviler:
Son yıllarda organik ve özellikle damar kökenli cinsel iktidarsızlık
tedavisinde başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Bu başarı sertleşme sırasında
kanın atar ve toplar damarlardaki akışının daha iyi bilinmesi, arteriyografi,
kavernozometri (gözenekli cisme serum fizyolojik verilerek sertleşme
derecesi ve süresinin ölçülmesi) gibi tanı yöntemlerindeki gelişmeler ve
mikro cerrahi tekniklerindeki ilerlemelerden kaynaklanmaktadır. Cerrahi
tedavi ile en başarılı sonuçlar, travmaya bağlı atardamar hasarı görülen
genç hastalarda elde edilmektedir. Bu gruptaki hastalarda atardamar ağı
genellikle iyi durumdadır.
Toplardamar kaynaklı cinsel iktidarsızlık 5 alt grupta incelenebilir:
 | Büyük toplardamarların doğrudan gözenekli cisim
içinden çıkması. Bu durum gençlerde görülen doğuştan iktidarsızlık nedeni
olabilir. |
 | Akkılıf katmanındaki zayıflamalar sonucu geniş
toplardamar kanallarının oluşması. Bu durum yaşlı hastalarda görülür. |
 |
Gözenekli cisim düz kaslarının toplardamarların sıkışmasına yol açacak
kadar gevşeyememesi. Bunun nedeni lifsi doku oluşumu ya da kaslarda
gerilme (atrofi) ve işlevsel özelliklerin kaybolması olabilir. |
 |
Sinir iletiminde görevli kimyasal maddelerin yetersizliği. Bu durum
sinirsel ve psikolojik kaynaklı iktidarsızlıkta görülebildiği gibi, çok
sigara içenlerde de görülür. |
 | Gözenekli cisim ile
süngersi cisim arasında doğuştan olağandışı bağlantı yollarının
bulunması, sürekli sertlik durumunun tedavisi sonrasında kamış başı ile
gözenekli cisim arasında açık kanallar kalması ya da siyekte yapılan
cerrahi girişimler sonucunda gözenekli cisim ve süngersi cisim arasında
bağlantı oluşması. |
Cerrahi tedavinin başarısı, toplardamar kaynaklı
sertleşme bozukluğu tipinin tam olarak belirlenmesine, toplardamar
sistemindeki yetmezliğin derecesine ve atardamar sisteminin durumuna
bağlıdır. Yukarıdaki sıralamada 1. ve 5. gruba giren olgularda doğuştan ya
da sonradan ortaya çıkan kanalın bağlanarak olağandışı toplardamar
oluşumunun ortadan kaldırılması başarılı sonuçlar verir. Ama 2. ve 3. gruba
giren olgulardaki cerrahi girişimlerin başarı olasılığı düşüktür. Bu
olguların çoğunda kamış protezlerinin kullanılması yoluna gidilir. 4.
gruptaki cinsel iktidarsızlık olgularında ise cerrahi girişim uygulanmaz.
Cerrahi girişimler kamış duyarlılığının azalmasına, kamışın kısalmasına yol
açan nedbelerin ortaya çıkmasına ve ameliyat sonrası uzun süren ödem
görülmesine neden olabilir.
Tedavi edilen ve uluslararası düzeyde yayınlanan olgu sayısının azlığı
nedeniyle bu hastalıktaki cerrahi girişimlerin başarı oranını belirlemek
zordur. Gene de tedavi edilen olguların yüzde 50’den fazlasında başarılı
sonuçlar alındığı söylenebilir.
Kamış protezleri:
Sertleşme bozukluğunun tedavisinde kamış protezlerinin kullanıma girmesi de
önemli bir adımdır. Bu tedavi yöntemi 50 yılı aşkın bir süredir
uygulanmaktadır. İlk protezler kıkırdaktan yapılıyordu. Daha sonra doğal
maddelerin çözünme sorununa karşı protez yapımında yapay maddeler kullanıma
girdi. Bu dönemde iki tip protez geliştirildi: Yarı sert ve şişirilebilir
protezler. Bütün hastalar için en uygun tek bir kamış protezinin
bulunmadığını önceden söylemek gerekir. Yarı sert protezler şişirilebilir
olanlara göre daha ekonomik, daha kalay takılabilir ve yıllar boyunca
karşılaşacakları mekanik aşınmaya daha dayanıklıdırlar.
Yarı sert protezlerdeki son gelişmelerden biri bükülebilir protezlerdir. Bu
protezler içerdikleri bükülebilen bir gümüş telden ötürü istenen duruma
getirilebilmekte, dolayısıyla estetik açıdan daha iyi sonuçlar vermektedir.
Psikolojik ve estetik açıdan daha olumlu sonuçlar verecek, işlevsel bakımdan
doğala yakın protez talebinin artması karşısında 1973’te şişirilebilir kamış
protezleri geliştirildi. Gözenekli cisimler için iki silindir, bir depo ve
pompadan oluşan bu protezin, olumlu özellikleri yanında silindir, bir depo
ve pompadan oluşan bu protezin, olumlu özellikleri yanında silindirlerden
sıvı kaçağı, silindirlerin genişlemesi ve enfeksiyon tehlikesinin yüksekliği
gibi yan etkileri de vardır. Şişirilebilir protezlerin olumsuz yönleri
yıllardan beri sürdürülen araştırmalarla giderilmeye çalışılmaktadır.
Kamış protezi takılacak hastaların kendilerine uygulanacak yöntemin yan
etkileri ve yaratacağı sorunlara ilişkin bilgilendirilmesi gereklidir.
Protez psikolojik muayeneler ve testlerden sonra takılmalıdır. Ayrıca bu
girişimin geriye dönüşsüz olmadığı, hoşnut kalmama durumunda başka bir
protezin denenebileceği de anlatılmalıdır.
Dışarıdan uygulanan araçlar:
Cinsel iktidarsızlığın tedavisinde dışarıdan uygulanan araçlardan da kasaca
söz etmekte yarar vardır. Burada dölyoluna girişi sağlayacak kadar sertleşme
ve sertleşmenin sürmesini sağlayan araçlara değinilecektir. Bunlar temel
olarak vakumla kamışa kan hücumunu sağlayan ve bu kanı bir süre koruyan
aygıtlardır. Osborne’un ErecAid System’i plastik silindir, emme yaratan
pompa, bağlantı borusu ve esnek banttan oluşur. Kamış silindir içine
yerleştirilir. Daha sonra pompa yardımıyla sağlanan emme kuvvetinin
yarattığı negatif basınçla kamışa kan hücum etmesi sağlanır. Böylece
normaldekine benzer bir sertleşme elde edilir. Sertleşmenin sürekliliği
penis kökünü saran esnek bantla sağlanır. Bu işlemlerden sonra sertleşmiş
kamış silindirden çıkarılır. Sertlik 30 dakikadan az bir süre boyunca
korunabilir.
Daha değişik bir tasarımın ürünü olan Synergist Erection System’de saydam
silikondan yapılmış bir prezervatif kullanılır. Yumuşak kamışı destekleyecek
kadar sert olan bu prezervatif kamışa geçirildikten sonra bir boru
yardımıyla emme kuvveti yaratılır. Daha sonra borudaki vana kapatılarak
penis köküne doğru katlanır. Kullanıldıktan sonra vana açılarak araç
çıkarılır.
Bu araçların görece kullanışlı, güvenilir ve ekonomik olma üstünlükleri
vardır. Ayrıca cerrahi girişim gerektirmedikleri ve başka ilaç tedavileri
ile etkileşim göstermedikleri için istediği an kullanılabilirler. En önemli
olumsuz yönleri ise belirli bir el yatkınlığı istemeleri ve sertleşme
süresinin yarım saatin altında kalmasıdır. Ayrıca bu araçların pıhtılaşma
bozukluğu olan hastalarda son derece dikkatli kullanılması gerekir. |
|